|
| Her zaman düşünmüşümdür bir ülkeyi acaba dışarıdan gelen yabancılar mı? Yoksa o ülkenin insanları mı en güzel bir biçimde kaleme alıp, anlatabilir? |
|
Şevket Öznur
Kıbrıs’a binlerce yıldır yabancı gezginler,şairler,yazarlar, ressamlar, fotoğrafçılar vb. gelip-gitmişlerdir. Bizler bu insanların eserlerinden ülkemizle ilgili çok değerli bilgiler edinmekteyiz. Bizlere verilen resmi tarih dışında ,bu gezginler yazmış olduğu bu eserler, ülkenin sosyo-kültürel tarihini vermesi açısından da çok önemli. Özellikle son yıllarda ülkenin çok büyük bir kültürel değişimi, çevrenin, doğanın, köylerin kısacası kapitalist düzende herşeyin birbirine benzemesi için yoğun bir çaba sarf edilirken, toplumun büyük bir çoğunluğu da bu hızlı gelişmeye ayak uydurmaktadırlar. Ülkemizde artık trafiğin bir keşmekeş dönüştüğü, dağların villalara büründüğü, köylerde eskidir diye yıkılan kerpiç evlerin, satılan mertekleri, kiremitleri, mermerleri, kısacası herşeyin para olarak görüldüğü bu zamanda, ülke ekini o eski değerleri beş yıla kalmaz yok olup gidecek, sadece birer nostalji olarak bizlerin usunda kalacaktır.
İşte bu bağlamda bu bilinçle Kıbrıs’ta yaşayan İngiliz çift Sheila Hawkins ve ressam kocası Harry Hawkins; Kıbrıs’ın geçmiş sosyal-kültürel yaşamını özellikle Baf yöresini, Akama körfezi civarındaki yerleri eserleriyle özellikle yabancılara İngilizce yazdıkları kitaplarla tanıtıyorlar. Sheila Hawkins’in bu eserleri yabancılar tarafından büyük ilgi görmüş, ve kitapları çok satmış. Yazarın bizce eserlerinin bu kadar başarılı olmasının nedeni; kendisinin “Cyprus Mail”de yazılar yazan gazeteci olması, gazeteci diliyle halka ulaşmak için, kısa tümceler ve anlaşılır bir dille eserlerini yazıyor. Diğer bir özelliği ise büyük şehirlerden gelen insanların bu ülkenin havasını, denizini, kumsallarını, özellikle bozulmamış doğasına hayran kalmasıdır. Ayrıca gelenek-göreneklerin özellikle eski zanaatların hala da ülkemizde yaşaması, bir yabancıda büyük bir ilgi uyandırmaktadır.
Yazarın ülkedeki a-z herşeyi çok güzel bir dille ele alıp anlatıyor, sanki kendinizi bir düş ülkesinde zannedersiniz. Karayılanları bile öyle güzel bir biçimde anlatıyor ki yılanı bile insanın içinden sevmesi geliyor. Ayrıca yazar eserlerinde Türklerede büyük yer ayırıyor, onların değerlerini ele alıp, bu adanın ortaklarından olduğunu dile getiriyor ve kitap içinde fotoğraflarda camilerede yer veriyor. Bu bağlamda; “Beyonce Compara”, “The Back of Beyond”, “Beyond our Dreams”, “Anthology from The Akamas”, “Once Upon A Time” adlı eserlerini okumanızı öneririz.
Ayrıca Kıbrıs şarabı ve şarap üreten köylerle ilgili İrlandalı yazar Patricia Macleod’un “Of Villages and Vines-Cyprus Memoir” adlı kitabı Kıbrıs’a yapmış olduğu gezilerden yola çıkarak yazılmış bir eser. Yazarın 1950’li yıllarda 1974 yılına kadar Kıbrıs’ın gezip gördüğü yerleriyle ilgili anılarını içeren ilginç bir eser.
Eleni Protopapa’ın “Cyprus A Taste Of Yesterday” adlı kitabı Kıbrıs’ın geçmiş yaşamına ait ve yemek kültürünü bizlere veren çok güzel bir eser. Yazar Güzelyurt yakınlarında “Arghaki” adlı köyde büyümüş. Bu köydeki Türklerle ilgili dostluklarından çokça söz eden yazar ;Köyün Muhtarı Ahmet Beyden eşi Sitika’ya annesinin arkadaşı Habibe’ye kadar herşeyi anımsıyor. Yazar yemek kültürünü anlatırken, eski yaşamı, araç-gereçleri, zorlukları kısacası Kıbrıs’ın o güzelim eski günlerini dillendiriyor.
İngiltere’de yaşayan yazarın bu kitabı gerçekten çok güzel nesnel bir biçimde yazılmış. Bu eseri okurken birden Bekir Kara’nın “Aşka Dair” ve Özben Aksoy’un “Mida” adlı eserleri gözlerimin önüne geldi her iki yazarda Kıbrıs’ın geçmiş yaşamını Eleni Protopapa gibi çok güzel bir biçimde yazmışlardı.