Yolun başında
|
| 06.02.2010 tarihli haber |
|
| İki sene önceydi, lisede son sınıftaydım. Okul yurdundaki o lise hatırası dolu küçük ve samimi odada, kitaplarımı masaya yaymış çalışıyordum. Kapı çalındı ve içeriye dik omuzları, kendine güvenen tavrıyla Sevil Hocam girdi. Nöbetçi olduğu gecelerde iki kez yoklama almak için yatakhaneyi dolaşır, bizim odaya geldiğinde muhabbete takılır, biraz oturur, işine öyle devam ederdi. Haftasonu olduğundan, o akşam arkadaşlarım evci iznindeydi, hocamla karşılıklı oturup sohbete başladık |
|
Ordan burdan derken konu önce üniversite sınavına, ordan da üniversite ortamına geldi. “Hocam,” dedim “konuşmanızdan, duruşunuzdan, tebessümünüzden bile belli, siz hayatı yalayıp yutmuşsunuz. Seneye neyin içinde olacağımı bilmiyorum, korkuyorum. Bana hayatı biraz anlatır mısınız?” Sevil Hocam biraz duraksadı, gözleri boşluğa takıldı bir süre. Esprili mizacına rağmen onun güzel yüzünü böyle düşünceli görmeye alışkındım aslında. Sonra sanki kafasını kurcalayan diğer bütün sorunlarını bu sohbetten sonraya ertelemiş gibi, dolu dolu bana bakarak söylediklerine odaklandı: Ben tam olarak otuzumda fark ettim bir şeyleri, karakterim otuz yaşımda oturdu diyebilirim. Sen de daha çok şey öğreneceksin canım, dedi. Çok iyisiyle de tanışacaksın, çok kötüsüyle de. Ayak uyduracaksın onlara, uydur da zaten; ama benzemeye çalışma. Değiştirmesinler seni, dedi, dikkat et, sürüklemesinler. Etrafımın, alışkanlıkları benimkilerden çok farklı insanlarla dolacağını söyledi hocam. Mutluluğunsa, onları oldukları gibi kabul etmekten geçtiğini anlattı. Dedi ki, hayatına ne kadar çok insan sokarsan başına o kadar dert alırsın, mesafeli ol. İlgini çekmeye çalışan çok insan olacak dedi, bin türlü insan, dikkatli ol. Uyanık ol dedi, seni kullanmaya çalışacaklar. Kimsenin eline, sana karşı kullanabileceği bir koz verme sakın. Sırrını anlatma, bırak içinde kalsın. Düşündüklerini her yerde söyleme, herkese söyleme. Kimseye hoş gözükmeye çalışma, kendini mutlu hissettiğin gibi ol… Kıskananlar olacak, seni üzmeye çalışanlar olacak, ezdirme sakın kendini! Başkalarının senden çok farklı düşünebileceklerini de unutma dedi, onların gözünden de bakmaya çalış. Kavgacı olmak çözüm getirmez, farklı yollar dene, ama sineye çekme. Dedi ki biz marketten alışveriş yapmak zannediyoruz yaşamayı. Elimizde sepetimiz, hep kendimize uygun olanı, hep en güzel olanı raftan seçip alalım istiyoruz. Oysa hayatta iyi de var, kötü de.. Hayat zor dedi, çok zor.. Ama her zaman kötü gitmiyor. Umarım sen hayatı zorluklardan değil de, güzel yanlarından öğrenirsin. Umarın sen, dedi, iyi insanlarla karşılaşırsın… Hayat o kadar zor mu hocam? Onlara benzemeden de oynayabilir miyim bu oyunu? Mor ve Ötesi’nin söylediği gibi, hayat o kadar zor mu? Atılır mıyım oyundan? Takılır mıyım yolunda, şekli gizli taşlara? Yoksa Sezen’den mi söylemeli bu akşam? “Ne kadar az yol almışım Ne kadar az.. Yolun başındaymışım meğer…” Ezgi ŞAMAKİ
«Önceki Sayfa |