|
GÖKSEL SAYDAM |
|
| Zorunlu afet sigortası süratle yürürlüğe geçirilmelidir |
|
|
Bu yazıyı daha önceleri çeÅŸitli yörelerde ve 12 Ocak tarihinde LefkoÅŸa Göçmenköy′de meydana gelen yangın felâketinden hemen sonra kaleme almış olmama raÄŸmen bunu yayımlamakta gecikmemin nedeni Güzelyurt′taki sel felâketi olmuÅŸtur. Her halûkarda küçük olsun büyük olsun felâket felâkettir, zarar da zarardır. Kaçınılmaz nedenlerden veya kusur ve ihmallerden dolayı meydana gelen zararların hiç olmazsa büyük bir kısmının karşılanması amacıyla gerek kamuoyuna gerekse ilgililere ve yetkililere ışık tutmak amacıyla aÅŸağıdaki gerçeklere deÄŸinmeyi uygun ve gerekli gördüm. Devlet yapımıza baktığımız zaman hâlâ daha o 1974-1980′li yıllardaki devlet anlayışının henüz bırakılmadığını, ancak buna karşın gelmiÅŸ geçmiÅŸ hükümetler her vesile ile devlet iÅŸlevlerini çaÄŸdaÅŸ, yani AB normları paralelinde düzenleyeceklerini söyleyip durmakta fakat hiçbir somut düzenleme yapmamakta, adeta bu konudaki statükonun devamı için direnmektedirler. ÖrneÄŸin, bu konulardan bir tanesi hükümetlerin özellikle doÄŸal afetler dolayısıyla zarara uÄŸrayan vatandaÅŸların her türlü kayıplarının tümünü diÄŸer vatandaÅŸların ödedikleri vergilerle veya çeÅŸitli kaynaklardan toplayacakları hibe ve bağışlarla tazmin etme yönte-mine devam etmeleridir. Halbuki, bugünkü sosyo-ekonomik ortamda devlet ile vatandaÅŸ arasındaki sorumluluklar paylaşılmıştır. Şöyle ki, devlet ve yerel KuruluÅŸlar ülkenin altyapısı ile bunun bakım ve idamesini, vatandaÅŸ ise konut, iÅŸyeri gibi üstyapıyı ve idamesini yerine getirir. Bu yapıların fiziki ve idari güvenliÄŸini ise sigorta ÅŸirketleri aracılığı ile sigorta ettirilerek bunlarda oluÅŸacak muhtemel zararların tazmini teminat altına alınır. Nitekim, mevcut durumda ister fırtına, dolu, don, su, sel baskını gibi doÄŸal afetler, ister kiÅŸilerin kusur veya ihmalleri dolayısıyla yangın veya diÄŸer beklenmedik olayların meydana getirdiÄŸi zararlar olsun bunların tümü devlet bütçesinden karşılanmaya çalışılmakta ve bütçeye beklenmedik mali yükler getirilmektedir. Çok şükür ki ülkemiz yüksek deprem riski altında bulunmamaktadır. Aksi halde, Allah korusun KKTC′deki bir depremin meydana getireceÄŸi zararların karşılanması için tüm bütçe gelir kaynaklarımız dahi yeterli olmazdı. Özellikle, Güzelyurt′ta yaÅŸanan sel felâketi gibi doÄŸal afetlerin yeniden yaÅŸanabileceÄŸi ihtimaline karşı çeÅŸitli fiziksel önlemlere ilâveten bu gibi olayların üstyapıda oluÅŸturacağı tahribatın devlete getireceÄŸi mali külfetlerin asgariye indirilmesi amacıyla finansal önlem olarak KKTC′deki sigortacılık hizmetlerinin bu durumları da kapsayacak ÅŸekilde yasal düzenlemelerin yapılması hususu hükümet tarafından ciddiyetle ele alınması gerekmektedir. Elbette ki bu tür zararlara maruz kalanlar için herkes üzülür ve bu kiÅŸilerin bir ÅŸekilde tazmin edilmesini ister. Ancak, yukarıda belirtmiÅŸ olduÄŸum uygulamalar dolayısıyla çaÄŸdaÅŸ ülkelerde bu tazminatların devlet bütçesi yerine tümünün veya büyük bir kısmının sigorta ÅŸirketleri tarafından karşılanmakta olduÄŸu da ayrı bir gerçektir. Bu sistemin yürürlüğe konması kanaatimce hiç de zor bir konu deÄŸildir. Yapılacak yasal düzenlemelerle motorlu araçlarda olduÄŸu gibi diÄŸer taşınır ve taşınmaz malların da deprem, su baskını, fırtına, yangın vb. afetlere karşı sigorta ettirilmesi konusunda devlet "zorunlu afet sigortası" uygulaması zorunluluÄŸu getirilmeli ve bu düzenlemenin amacına ulaÅŸması için de çeÅŸitli teÅŸvik önlemleri saÄŸlanmalıdır. Ayrıca, hırsızlık ve saÄŸlık sigortaları için zorunluluk getirilemese bile bu sigorta türleri de teÅŸvik kapsamına alınmalıdır. Bu aÅŸamada siyasilerimizin ve halkımızın sigorta hizmetleri hususunda bilgileri olmasına raÄŸmen "sigorta hizmetlerine" iliÅŸkin aÅŸağıdaki genel bir tanımlamayı yapmayı uygun mütalâa ettim: "Sigorta hizmetleri, bir prim karşılığında diÄŸer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uÄŸratan bir rizikonun meydana gelmesi halinde, tazminat vermeyi veya bir veya daha fazla kiÅŸinin hayat süreleri nedeniyle veya hayatlarında meydana gelen belli birtakım olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üstlenen ve bunların bir meslek disiplini içerisinde yapılan iÅŸlemlerdir" Pekâla, devletin "zorunlu afet sigortası" konusunda yapabileceÄŸi teÅŸvikler ne olabilir? Bu teÅŸvikler, diÄŸer birçok ülkede olduÄŸu gibi vatandaÅŸların taşınır ve taşınmaz malları için ödeyecekleri sigorta primlerinin, her ne kadar da kiÅŸisel amaç taşıyorsa da, bu ödemelerin gelir vergisi amaçları bakımından gelirden indirilecek gider kapsamına alınmak ve bu konudaki banka ve sigorta iÅŸlemleri vergisi oranını da düşük veya bir kısmını muaf tutmak suretiyle gerçekleÅŸtirilebilir. DiÄŸer bir anlatımla, yürürlükteki Gelir Vergisi Yasası’na istinaden tüm vergi yükümlülerinin kazançlarının veya ücretlerinin vergilendirilmesinden önce ödedikleri sosyal sigorta, ihtiyat sandığı ve hayat sigortası primleri gibi ödeyecekleri "zorunlu afet sigortası" primleri de gider olarak indirim kapsamına alınmak suretiyle hesaplanması saÄŸlanmalıdır. "Zorunlu afet sigortası" uygulamasının baÅŸarıya ulaÅŸması için sigorta primlerini ödeyemeyecek kadar düşük gelir düzeyindeki kiÅŸilere ait konutların sigorta primleri, motorlu araçlarda olduÄŸu gibi oluÅŸturulacak "Zorunlu Afet Sigorta Garanti Fonu" ismi altında bir fon tarafından ödenmesi için gerekli yasal düzenleme de yapılmalıdır. Yukarıda açıklamaya çalıştığım düzenlemenin yapılmasının hiç de zor bir konu olduÄŸu kanaatinde deÄŸilim; yeter ki ilgililerde çaÄŸdaÅŸ vizyon ve politik kararlılık olsun. Bu kararlılık varsa, 39/1993 sayılı Sigorta Hizmetleri (Düzenleme ve Denetim) Yasası′nın 50. maddesi, Bakanlar Kurulu′na kamu yararı açısından gerekli gördüğü sigorta türlerinin yaptırılması hususunda gerekli yetkiyi vermiÅŸtir. Åžayet bu konu Sn. Maliye Bakanı′nın ilgisini çekerse (ki çekmesi kamu yararı bakımından gereklidir) eminim ki bazı bürokratları veya danışmanları yukarıdaki önerilerin gerçekleÅŸmesi halinde kendisine yine o bildik vergi kaybı gerekçesini ileri sürecekler ama eminim ki bunlara kulak vermeyecektir. Bir vergi uzmanı olarak bu konuda devletin sigorta primlerinin kiÅŸisel vergi hesaplamalarında gider olarak indirilmesinden dolayı hiçbir vergi kaybı olmayacağını, aksine ülkemizde faaliyet gösteren sigorta ÅŸirketlerinin prim gelirleri artacağı için gerek kurumlar vergisi gerekse banka ve sigorta iÅŸlemleri vergisi gelirleri de artacağından, buna karşın devletin beklenmedik giderler dolayısıyla bütçe yükünün ve riskinin de azalacağından yüzde yüz eminim. Güçlü ve çaÄŸdaÅŸ bir ekonominin oluÅŸmasının gereklerinden biri olan söz konusu düzenleme konusunda baÅŸta Sigorta Åžirketleri BirliÄŸi’ne ve diÄŸer sivil toplum örgütlerine de hükümet nezdinde gerekli giriÅŸimleri yapmada çeÅŸitli görevler düşmekte olup, gerekli giriÅŸimleri yapacakları kanaatindeyim.
Yazarın diğer yazıları
|
|
GÜNÜN YAZARLARI
» Tüm Yazarlar
Yazıcıdan çıkart
Yazıyı Facebook'ta paylaş
|
TÜM YAZARLAR
• RAUF R. DENKTAÅž
• EÅžREF ÇETINEL
• İSMET KOTAK
• ÖZER HATAY
• YUSUF KANLı
• HASAN KILIÇ
• SİBEL SİBER
• DERVİŞ KEMAL DENİZ
• ALİ FAHRİOÄžLU
• GÖKSEL SAYDAM
• CENK UZUNOÄžLU
• EMETE İMGE
• EMINE SÜTCÜ
• AHMET GÖKSAN
• ARMAN RATIP
• ERGÜL EKICI
• ORHAN AYDENIZ
• BEHCET ÇELEBİ
• MEHMET S.BAYRAMOÄžLU
• SEFA KARAHASAN
|